asd

    XXXTENTACION – Train food Türkçe Çevirisi

    XXXTENTACION – Train food Türkçe Çevirisi

    I remember I had walked home that day
    O gün eve doğru yürüdüğümü hatırlarım
    Content with all my misery
    Ttüm acılarım ile memnunum.
    Told my self it’d get better, no clue what there was next to me
    Kendime iyi olacağımı söylüyordum, beni orada neyi beklediğine dair hiç bir şey yoktu
    Remember there was people, walkin’, talkin’ in the distance
    İnsanların yolda yürüdüklerini ve konuştuklarını hatırlarım
    I was dressed for winter weather
    Kış havasına uygun giyinmiştim
    But the summer rays were kissing me
    Ama yaz ışınları beni öpüyordu
    I, I was lost
    Ben, ben kaybolmuştum
    So I took a different path, in the distance he awaited me
    Bu yüzden farklı bir yol aldım, uzakta beni bekliyordu
    Had no weapon, I’m guessing his hands were just enough for me
    Silahsız, ellerinin benim için yeterli olduğunu tahmin ediyordum
    Was no question, I’m guessing he laughed just at the sight of me
    Sorusuz, gülmesinin benim için bir işaret olduğunu tahmin ediyordum
    I was lost
    Ben kaybolmuştum
    I remember I had walked home that day
    O gün eve yürüdüğümü hatırlıyorum
    Content with all my misery
    Memnunum tüm acılarım ile.
    Told my self it’d get better, no clue what there was next to me
    Kendime iyi olacağını söylüyordum, beni orada neyi beklediğine dair hiç bir şey yoktu
    Remember there was people, walkin’, talkin’ in the distance
    İnsanların yolda yürüdüklerini ve konuştuklarını hatırlarım
    I was dressed for winter weather
    Kışa göre giyinmiştim
    But the summer rays were kissing me
    Ama yaz ışınları beni öpüyordu
    I, I was lost
    Ben, ben kaybolmuştum
    And there he was, his presence was alarming
    Ve oradaydı, varlığı endişe vericiydi
    As he approaches casual, we talk ’bout self-harming
    O, günlük yaklaştıkça, kendine zarar vermek hakkında konuşuyorduk
    He told me “kid, you shouldn’t be walkin’ on your own”
    O bana “çocuk, kendi başına yürümemelisin” dedi
    He smiled and laughed, and pat my back
    Güldü, kahkaha attı, ve sırtıma vurdu
    He said, “how far are you from home?”
    O “evden ne kadar uzaktasın?” dedi
    I said, “maybe 30 minutes”
    Ben “belki 30 dakika” dedim
    His frequency distorted quick, I seen it in his image
    Onun sıklığı çabucak çarpıtıldı, onun gözünden gördüm
    I should’ve run right fucking there, I-
    Tam şu anda kaçmalıydım, ben-
    You ever woke up on a train track
    Hiç bir tren rayında uyandın mı?
    With no motherfuckin’ clothes on?
    Çıplak bir şekilde
    Death before your eyes, you prayin’ to God, but ain’t no response
    Gözlerin ölmeden önce, Tanrı’ya dua ediyordum ama tepki yok
    Trying to scream for hope, just a shoulder that you can lean on
    Bir umut için çığlık atmaya çalışıyorsun, sadece dayanabilecrğin bir omuz için
    But ain’t nobody coming, so you scream on
    Ama kimse gelmiyor, çığlık atmaya devam ediyorsun
    And scream on and scream on
    Ve sen çığlık atıyorsun ve çığlık atıyorsun
    While this evil fuck laugh at you?
    Lanet olası şeytan sana gülerken
    Train getting closer, you still surprised that he battered you
    Tren gittikçe yaklaşıyor, hâlâ seni hırpalamasına şaşırıyorsun
    Tears falling harder and harder, minutes get minuscule
    Gözyaşları daha güçlü düşüyor ve daha daha güçlü, zaman azalıyor
    Could’ve had a son or a daughter, now what you finna do?
    Bir kızın veya oğlun olsaydı, şimdi ne bulacaktın?
    You finna die here on this train track
    Bu tren yolunda öldüğünü bulacaktın
    ‘Cause clearly after death, ain’t no way you can find your way back
    Çünkü açıkça ölümden sonra, geriye gitmenin yolu yoktur
    Thinking ’bout your previous memories, going way back
    Önceki anıların hakkında düşünüyorum, geri dönüyorum
    All them fucking dreams ’bout the diamond chain and the Maybach
    Onların tüm lanet hayalleri, elmas zincirler ve Maybach
    Now your time finally up
    Ve senin zamanın sonunda doluyor
    Ask yourself the final question, is you going down or up?
    Kendine son bir soru sor, aşağı mı gidiyorsun yukarı mı?
    Recollectin’ all the moments that you never gave a fuck
    Hiç bir zaman vermediğin tüm hatıraları hatırla
    Now it’s here, death has now arrived, time is finally up
    Şimdi o burada, ölüm geldi, zamanın sonunda doldu

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir